YAĞLI GÜREŞ VE ER MEYDANI
Yağlı güreş, Türk milletinin yüzyıllar boyunca yaşatarak günümüze aktardığı en köklü geleneksel spor dallarından biridir.
Geleneksel spor dalları, bir toplumun tarihini, kültürel kimliğini ve değerler sistemini geçmişten günümüze taşıyan önemli kültürel miras unsurlarıdır.
İşte bu temel unsurlar da kültürel aktarım, kimlik ve aidiyet, ritüel ve semboller ile toplumsal değerleriyle somutlaşmaktadır.
Kültürel aktarım, geleneksel spor dallarını geçmişten geleceğe taşırken ritüelleri, kuralları ve sembolleri aracılığıyla toplumsal hafızanın canlı kalmasını ve kültürel sürekliliğin sağlanmasını mümkün kılmaktadır.
Kimlik ve aidiyet, geleneksel sporun yerel, bölgesel ve ulusal kimliğinin belirlenmesinde önemli rol oynarken, toplumda da aidiyet duygusunu güçlendirmektedir.
Ritüel ve sembolizm ise geleneksel spor dallarının dini, mitolojik veya tarihsel anlamlar içeren tören ve sembollerle bütünleşmesini sağlamaktadır.
Bu bağlamda kültürel mirasın aktarımında yalnızca ritüel ve değerler değil, bu ritüellerin icra edildiği mekanlar da belirleyici bir role sahiptir. Geleneksel spor dallarında mekân, geçmiş deneyimlerin, kolektif hatıraların ve toplumsal belleğin somutlaştığı bir hafıza alanı olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bu mekânsal hafıza içerisinde icra edilen yağlı güreş, yalnızca fiziksel bir mücadele değil, aynı zamanda toplumun benimsediği değerlerin bedensel pratikler aracılığıyla görünür hâle geldiği bir kültürel ifade biçimidir.
Bu doğrultuda geleneksel spor dalları, dayanışma, cesaret, saygı, ahlak ve adalet gibi toplumsal değerleri sporcuların beden dili ve davranışları üzerinden topluma yansıtmaktadır. Yağlı güreş, bu değerlerin yalnızca sözlü aktarım yoluyla değil, uygulama ve deneyim yoluyla kuşaktan kuşağa aktarılmasına olanak sağlayan önemli bir kültürel miras unsuru olarak öne çıkmaktadır.

Yağlı güreşte er meydanı, yalnızca bir müsabaka alanı değil, yüzyıllar boyunca aktarılan geleneklerin, duaların, mücadelelerin ve değerlerin biriktiği kültürel bir hafıza mekânıdır. Bu yönüyle mekân, kültürel sürekliliği sağlayan ve toplumsal kimliği pekiştiren önemli bir miras unsurudur.
Yağlı güreşin önemli bir kültürel kimliği olan Cazgırın duaları eşliğinde, davul ve zurnanın ezgileriyle Türkiye’nin dört bir köşesinden gelen pehlivanları, dünyanın değişik ülkelerinden gelen güreşseverlerle buluşturan yer, geleneksel spor kültüründe “Er Meydanı” olarak adlandırılmaktadır.
Günümüzde ise yağlı güreş müsabakalarının yapıldığı alanlar “Stadyum” olarak da ifade edilebilmektedir.
Türk Dil Kurumu sözlüğünü incelediğimizde “Stadyum” kelimesini şöyle tanımlamaktadır; “Takım oyunları, atletizm karşılaşmaları ve çeşitli törenlerin yapılabilmesi, seyircilerin de bunları izleyebilmesi için elverişli oturma yerleri olan alan, stat”
Aynı sözlükte “Er Meydanı” kelimesini de “Güreş meydanı, Kahramanlığın, cesaretin, güç ve yeteneğin gösterileceği yer, Boy ölçüşülecek, yarışılacak durum.” olarak tanımlamaktadır.

Halk, stadyumu futbol oynanan mekanlar olarak tanımlamaktadır. Voleybol, basketbol vb. spor etkinliklerin yapıldığı yer de “Kapalı Spor Salonu” adıyla adlandırılmaktadır.
Günümüzde domates havuzları içinde reklam bahanesiyle pehlivanların güreş için eşleştirildiğini, Balıkesir’de başpehlivanların kapalı spor salonunda kol bağlaması, yağlı güreş ağalarının geleneksel ağa kıyafetlerinde modernleşme eğilimleri ve yağlı güreş yeniş usullerinde puanlama ve tur atlama uygulamalarını gördükten sonra bunu da gerçekleştirebilecekleri ihtimali uzak değildir.
Ancak şu husus çoğu zaman gözden kaçmaktadır. Sarayiçi Er Meydanı’ndaki çim, güreşlere bir yıl süren özel ve titiz bir bakımla hazırlanmaktadır. Er Meydanı’ndaki çimler belirli periyotlarla sulanıp biçilerek gübreleme çalışması yapılmaktadır. Çimlerin arasındaki yabancı otlar özenle ayıklanmakta, çim boyunun ise en az diz ile bilek arasında olması sağlanmaktadır.


Bunun nedeni, güreşlerin başlamasıyla birlikte uzamış çimlerin pehlivanlar için er meydanını daha yumuşak bir zemine dönüştürmesidir. Böylece pehlivanların güvenli ve sağlıklı bir şekilde güreş yapmaları mümkün olmaktadır. Bu da Kırkpınar Sarayiçi Er Meydanı’nı diğer güreş er meydanlarından ayıran önemli özelliklerinden biridir. Eğer yeni yapılacak stadyumda hem futbol hem de güreşlerin yapılması planlanıyorsa o zaman Kırkpınar Yağlı Güreş Er Meydanı önemli bir unsurunu kaybetmiş olacaktır.
Bu bağlamda Kırkpınar Yağlı Güreşleri, yaklaşık bir asrı aşkın süredir Sarayiçi Er Meydanı’nda lisanslı tüm pehlivanların katılımıyla gerçekleştirilmektedir. Ancak yeni uygulamayla birlikte, CW Enerji Türkiye Yağlı Güreş Ligi’nde pehlivanların topladıkları puanlar esas alınarak Kırkpınar’a katılım hakkı verilmesi gerçeğiyle karşı karşıyayız.
Kırkpınar Yağlı Güreşleri’ne katılım sayısını daha önceki iki yılı incelediğimizde 2023 yılında 2.376 ve 2022 yılında da 2.475 pehlivanın Kırkpınar Yağlı Güreşlerinde kol bağladığını görüyoruz. Yeni uygulamayla birlikte katılan pehlivan sayısı 2024 yılında 852 olurken, 2025 yılında da 826 pehlivana düşmüştür.

Türkiye’de yağlı güreşin olimpiyatı olarak adlandırılan Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri, bu uygulama sonucunda orta düzeyde katılımın gerçekleştiği bir yağlı güreş organizasyonuna dönüşmüştür.
Sonuç olarak; UNESCO’nun 2003 tarihli Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi, kültürel mirası yalnızca uygulamalar, ritüeller ve değerler bütünü olarak değil; bu unsurlarla ilişkili kültürel mekânları da kapsayan bütüncül bir yapı olarak ele almaktadır. Bu bağlamda, 2010 yılında UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne dahil edilen Kırkpınar Yağlı Güreş Festivali’nin, icra edildiği mekânla kurduğu ilişkinin doğru biçimde kurgulanması büyük önem taşımaktadır. Geleneksel spor dallarında mekân, kültürel belleğin taşıyıcısı ve kuşaklar arası aktarımın somut bir zemini olarak değerlendirilmektedir. Yağlı güreşte er meydanı, geçmişten günümüze aktarılan ritüellerin, toplumsal değerlerin ve kolektif hafızanın bütünleştiği bir kültürel hafıza mekânı niteliği taşımaktadır.
Bu yönüyle er meydanı kavramı, yağlı güreşin tarihsel kökenlerine, kültürel değerlerine ve manevi boyutuna uygun bir tanımlamadır. Yağlı güreş, Türk kültürünün yaşayan bir mirasıdır ve bu mirasın icra edildiği alanın “er meydanı” olarak adlandırılması, geleneğe ve geçmişe duyulan saygının bir göstergesi olarak değerlendirilmelidir. Bu kavramın doğru ve bilinçli biçimde kullanılması, yağlı güreşin kültürel kimliğinin korunması, sürdürülebilirliğinin sağlanması ve gelecek kuşaklara aktarılması açısından büyük önem taşımaktadır.
Bu nedenle er meydanı, yalnızca bir müsabaka alanı değil; yağlı güreşin tarihsel sürekliliğini, kültürel kimliğini ve toplumsal belleğini taşıyan vazgeçilmez bir miras mekânıdır.
Yazan: Ender BİLAR
Kaynakçalar:
1-Bilar, Ender (2017) Kırkpınar Yağlı Güreşleri Festivali Almanağı cilt:1.- Edirne: Edirne Belediye Başkanlığı Yayınları, No:28.
2-Bilar, Ender (2024) İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası: KIRKPINAR .-İstanbul: Hiperyayın,2024. 355 s.:fotoğ.,çizim, belge;21 cm.-(Hiperyayın, 1093. Araştırma-inceleme)
3-Dervişoğlu, Mehmet (2014) Halk bilimi açısından kırkpınar güreşleri.-Edirne: Edirne Valiliği Yayınları, Edirne Kitaplığı No:22, s.269.
4-Güven, Özbay (2025) Yağlı Güreş ve Kırkpınar Yağlı Güreşlerinde Gelenekselliğin Korunamaması ve Sorumluluğu.- Yağlı Güreş ve Kırkpınar Yağlı Güreşlerinde Gelenekselliğin Korunması ve Sorumluluğu Paneli, 16 Mayıs 2025, Atatürk Kültür Merkezi-Edirne
5-Uyanıker, Nursel (2019) Türklerde güreş kültürü ve Kırkpınar güreşleri.- Ankara: Gece Akademi, 404 s.
6-https://www.haberler.com/haberler/iki-ton-domates-dolu-havuzda-gures-3568068-haberi/
7-https://www.edirne.bel.tr/gundem/haberdetay?haberid=772be88b-3108-4d9a-a10b-ea32a3ca60ad
8-https://www.batiekspres.com/gundem/er-meydani-hazirlaniyor-12672
9- Türk Dil Kurumu Sözlükleri – https://sozluk.gov.tr/
10- www.unesco.org
Bir yanıt yazın