EDİRNE’DE BİR İNSAN: MESLEK AŞKI VE ŞEHİR SEVDASI
Kaleme aldığım bu satırlar, kentin tarih yapraklarında iz bırakan 44 yıllık çalışma hayatımın başarı hikâyelerinin kısa bir derlemesidir. Genç meslektaşlarım için de bir ilham kaynağı olmasını umuyorum.

Bu yazı aracılığıyla yalnızca kendi serüvenimi anlatmakla kalmayıp, aynı zamanda bir kuşağın çalışma azmini, üretme tutkusunu ve mesleki sorumluluğunu da kayıt altına almak istiyorum. Her dönemin kendine özgü zorlukları olsa da, ortak paydamız olan mesleki adanmışlık, bizleri hep ileriye taşıdı. Bilginin paylaştıkça çoğaldığına inandım. Bu nedenle edindiğim deneyimleri aktarmak, geleceğin şekillenmesinde küçük de olsa bir katkı sunmak arzusundayım.
Bugün kaleme aldığım her bir satır aynı zamanda bir meslek aşkının, bir şehir sevdasının ve gelecek kuşaklara aktarılmak istenen birikimin de yansıması olup aynı zamanda bilgiye adanmış yılların sessiz tanıklığını dile getirme çabasıdır.
Kütüphanecilik mesleğinle ilk tanışmam askerlik görevimi bitirmemin ardından Edirne’de İl Kültür Müdürlüğü’nün açmış olduğu sınavı kazanmamla başlamıştı. Sınav sonucu Edirne İl Halk Kütüphanesi Müdürlüğü’nün Gezici Kütüphane Servisi’nin memuru olarak 21 Eylül 1982 Salı günü göreve başlamam ile gerçekleşmişti.
Görevim gereği, on beş gün aralıklarla belirlenen gün ve saatlerde Edirne’nin merkez köyleri ile Kapıkule, Karaağaç, Yıldırım ve Yeniimaret semtlerine giderek ödünç kitap hizmeti veriyorduk. Bu hizmeti Almanya’dan gelen bir vatandaşın bağışladığı minibüsün gezici kütüphane aracına dönüştürülmesiyle gerçekleştiriyorduk.
Bir taraftan yarınlarımızın teminatı olarak gördüğümüz çocuklarımızın hayatlarına dokunmanın keyfini çıkarırken, köy kahvesinde vatandaşlarla buluşuyorduk. Kitabı iade eden öğrencilere aldığı kitabın adını veya yazarını soruyor, onların kitabı okuyup okumadıklarını değerlendiriyordum. Ona göre eylem planları geliştiriyordum. Köy halkının, eğitimcilerin bizlere olan yaklaşımını gözlüyor, kitabın ve okumanın önemini anlatmaya çalışıyorduk. Öğretmenlerimizde birlikte hazırladığımız programları köy okullarında gerçekleştiriyorduk.
Bu keyifli görevimi sürdürürken müdürüm rahmetli Özlem Ağırgan beni kamu yararına çalışan derneklerden olan Türk Kütüphaneciler Derneği Edirne Şubesi Başkanlığına getirmek istediğini bildirdi. 28 Mayıs 1984 günü yapılan olağan genel kurul toplantısında şube başkanlığına getirildim.
Sorumluluğum büyüktü. Hemen Ankara’ya giderek derneğin genel merkezi’ni ziyaret ettim. En başarılı şubenin çalışmalarını inceledim. Rahmetli Prof. Dr. Necmeddin Sefercioğlu hocamızda genel başkandı. Çok sevecen ve öğreticiydi.
Derneğin Ankara’da düzenlenen olağan genel kurul toplantısına ilk defa katıldığımda çok yalnız kalmıştım. Tüm katılımcılar hocaları ve okul arkadaşlarıyla buluşmanın keyfini çıkarıyordu. Ama ben kütüphanecilik bölümü mezunu olmadığım için kimseyi tanımıyordum. Onlarda beni tanımıyordu. Buna çok içerlemiştim ve bir sonraki genel kurulda çalışmalarımla kendimi katılımcılara tanıtmak için kendime bir söz vermiştim.
Yaşadığım kentin kültür yaşamına dokunmak amacıyla projeler üretmeye başlamıştık. Bu bağlamda, gezici kütüphane ile gittiğimiz köylerdeki çocuk ve gençlere kitap ve okuma sevgisi kazandırmak, kütüphane alışkanlığını artırmak amacıyla, Edirne Ticaret Borsası’nın katkılarıyla hazırladığımız eğitim videosunu belirlediğimiz programlar kapsamında halk kütüphanesinde ve köy okullarında izletiyorduk. Edirne İl Halk Kütüphanesine de bir fotokopi makinası alabilmek için “Gençlik Balosu” düzenlemiştik.

Kültür yaşamımıza görsel kültürün öğesi olan televizyon ve video girmişti. Çocuk kütüphanesi öğretmeni rahmetli Kudret Baykal emekli olmuştu. Gezici kütüphane aracı da artık hizmet edemez hale geldiğinden ben çocuk bölümünde göreve başlamıştım.
Derneğin imkanlarıyla Edirne Halk Kütüphanesi Çocuk Bölümüne masal anlatma ve teyp kasetlerinden dinleme köşesi düzenledik.
Çocuk bölümünün giriş kapı camlarına da vitraydan çocuk kahramanlarının resimlerini dönemin galeri müdürü Sayın Nigar Bozan’ın çalışmasıyla kazandırmıştık.
Ayrıca bir renkli televizyon ve video oynatıcı almak istiyorduk. Video olmak için bir gece düzenleyerek elde edilen gelirle onu başarmıştık. Sıra televizyona gelmişti. Edirne Tasfiye İşletme Müdürlüğü’nün gümrüğe terk edilen eşyaların satışı için hazırladığı binanın açılışı 15 Şubat 1986 günü Maliye Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı H. Burhan Özfırat’ın katılımıyla gerçekleşmişti. Açılış günü dönemin valisi sayın Enver Hızlan beni gözümü kestirdiğim büyük ekran Grundig marka televizyonun önünde görünce ne bakıyorsun dedi. Bende projemizi özetleyerek televizyon baktığımı ama derneğin bütçesi imkan vermediğini söyledim. Vali bey hemen müsteşara dönerek kütüphanemize bir televizyon bağışlayalım dedi. Müsteşar beyde uygun görünce beni öğleden sonra makamına davet etti. Ben sevinçle koşarak dışarı çıktım ve öğleden sonra vali beyin makamına giderek işlemleri yaptık ve televizyon kütüphaneye geldi.

Televizyon ve video için çizgi film kiralıyor ve belirli gün ve saatlerde izletiyorduk. Bir de Edirne’yi tanıtan ve Balkan Savaşı ile Şehitlerimizi anlatan iki belgesel film yapmıştık. Onları da izletiyorduk. Ayrıca bir Atatürk filmini de koleksiyonumuza kazandırmak istiyorduk. Onu da Ankara’ya giderek TRT’den temin etmiştim. Keyifliydik, çünkü projemizin başarıyla tamamlamıştık.
Kent halkında yabancı dil eğitimini geliştirmek amacıyla 1986 yılında “Pratik İngilizce Dil Eğitim Kursu” düzenlenmesi amacıyla çalışmalar başlatmıştık. Bu kapsamda İstanbul Amerikan Büyük Elçiliğinden randevu alarak İstanbul’a gittim.

Eğitim amaçlı kitap ve video film istedik. Kitap ve materyal desteği de sağlanınca Amerikalı Ann Kral’ın eğitimciliğiyle başlayan kurslar Fahri Özdoğan’ın da katılımıyla üç yıl süreyle düzenlenerek büyük ilgi gördü.

Kentin kültür yaşamına dokunuşumuz bunlarla kalmamıştı. 12 Eylül 1987 tarihinde Edirne Kız Yetiştirme Yurdu’nun bir odasında kütüphane kurmanın mutluluğunu da yaşamıştık.
Nisan 1993 tarihinden itibaren üç aylık periyodiklerle “Oluşum” adlı bir süreli yayın yayımlanmaya başlayarak 15 yıl boyunca dergi yayımlandı. “Oluşum Dergisi” Kültür Bakanlığınca da ilgi görmüş ve kütüphanelere abone olunmuştu. Bu bağlamda araştırmacı ve bilim insanlarının hazırladığı 42 kitap da başkanlığım döneminde kentimizin kültür yaşamına kazandırılmıştı.
28 Mart-6 Nisan 1994 tarihleri arasında düzenlediğimiz Edirne I. Kitap Fuarı ile 1994 yılının yaz döneminde başlatılan “Bir Kitap Oku, Bir Tişört Kazan Kampanyası” yerel ve ulusal basında büyük ses getirmişti.
Yine yapmış olduğumuz çalışmalarla Ocak 1995 tarihinde Türkiye’de ilk internete bağlanan İl Halk Kütüphanesi Edirne olmuştu. Bu kentimiz için büyük gururdu. Özel radyolar yeni çıkmıştı. TRT FM başta olmak üzere tüm özel radyoların programlarına canlı bağlanarak konu ile ilgili bilgi veriyordum.
Yaptığımız bu başarılı çalışmalar gezici kütüphane memuru olarak başladığım görev unvanımı Edirne İl Halk Kütüphanesi Müdür Vekilliğine taşımıştı. Artık Genel Merkezin en faal şubesi olmuştuk. Dernek işletme statüsünde faaliyet gösteriyordu.


Gösterdiğimiz bu başarılar beni Şubat 1997 tarihinde Trakya Üniversitesi Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanlığına atanmamı sağlamıştı. Rektör Sayın Prof.Dr.Osman İnci’nin döneminde 13.500 m² kapalı alanı olan ve iki bloktan oluşan Balkanların modern kütüphanesini Trakya Üniversitesi’ne kazandırdık.
Üniversite’nin kuruluşundan itibaren görev yapan akademisyenlerinin ürettiği tez, makale ve kitap çalışmalarını sayısallaştırma projeleriyle WEB tabanlı açık erişim bilgi kaynakları arşivi’ni kurarak dünya araştırmacılarının hizmetine sunduk. 
Rektör Prof.Dr.Enver Duran döneminde de 1994 yılında hayalini kurduğum ama 2009 yılında gerçekleştirdiğim “Balkan Ülkeleri Kütüphaneleri Birliği”ni kurarak kurucu başkanı olma onuruna eriştim.
Kasım 2016 yılında İstanbul Arel Üniversitesi Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanlığı görevine atandım. Yaklaşık 5 yıl süren buradaki hizmetlerimizle de öğrenci ve akademisyenlerine ürettiğimiz projelerle hizmet verdik.
Kütüphane yöneticiliğim dönemimde birisi ulusal ikisi uluslararası olmak üzere üç sempozyumun “Sempozyum Başkanı” olarak görev aldım. Avrupa, Afrika ve Amerika’nın değişik kent ve eyaletlerinde bilimsel toplantılara katılarak 11 bildiri sundum. Birçok makale ve ürettiğim 35 kitapla mesleğin ve kentin tarihinde izler bırakmayı başardım. Kütüphanecilik mesleğinde yönetici olarak görev yaptığım her kurumda Toplam Kalite Yönetimi İlkelerini uygulayarak personelimin hizmet içi eğitim ve gelişimine büyük önem verdim. Özetlemeye çalıştığım her bir hikayenin arkasında başarılı bir ekip çalışması olmuştur.
Kurduğumuz Edirne Kent Kültürü ve Bilincini Geliştirme Merkezi Derneği ile
kentimizin her mahallesine kültür evi kazandırmak istiyoruz. Bu yolda ilk adımı “Dr. Ratip Kazancıgil Kültür Evi”ni kurarak başladık. “Her Mahalleye Bir Kültür Evi Projesi”ni yaygınlaştırmayı amaçlıyoruz.
Yine hayallerimiz büyük.
Genç meslektaşlarıma söyleyebileceğim en değerli şey şudur:
Ne yaparsanız yapın, kurduğunuz hayallerden, inandığınız değerlerden ödün vermeden, çalıştığınız kuruma, kente ve insanına duyduğunuz saygıyı her zaman ön planda tutun. Çünkü kalıcı olan, ardınızda bıraktığınız eserler kadar, o eserlerin taşıdığı ruhtur.
Tüm meslektaşlarımın hayallerinin gerçekleşmesi dileğiyle 62. Kütüphane Haftası Kutlu Olsun.
Bir yanıt yazın