TARİHE TANIKLIK EDEN ÇINAR ALTINDA İLBER ORTAYLI İLE BİR SABAH

Ender Bilar2026-03-16T15:01:20+03:00

Bazı insanlar vardır ki yalnızca kendi hayatlarını değil, temas ettikleri her alanı etkiler. Tarihçi ve bilim insanı İlber Ortaylı da bu isimlerden biridir. Onu çoğu kişi kitaplarından, televizyon programlarından ve keskin tarih yorumlarından tanır.

İlber Ortaylı, 21 Mayıs 1947’de Müttefik işgali altındaki Avusturya’nın Bregenz kentinde dünyaya gelmiş ve henüz iki yaşındayken ailesiyle birlikte Türkiye’ye gelmiştir. İlk ve orta öğrenimine İstanbul Avusturya Lisesi’nde başlayan eğitim yolculuğu, Ankara Atatürk Lisesi ve ardından Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü ile şekillenmiştir. Aldığı eğitim ve yaptığı araştırmalar onu Türkiye’nin saygın tarihçilerinden biri haline getirmiştir.

Benim için ise o yalnızca kitaplardan tanınan bir bilim insanı değil, hafızamda özel bir anıyla yer eden unutulmaz bir isimdir.

Türkçe dışında Fransızca, İngilizce, Almanca, Rusça, İtalyanca, Farsça bilmekteydi. Osmanlıca ve Latinceye akademik düzeyde hâkim olduğu bilinmekteydi.

Hayattaki en güçlü dürtüsü merak ve ilgi duygusuydu. En çok değer verdiği şey bilgiydi. Son derece hareketli ve enerjik bir kişiliğe sahipti. Güçlü bir ironisi vardı. Bilgi düzeyi çok üst seviyede idi ama hiçbir zaman bilgiçlik taslamazdı. Cehalet ise affedemediği tek kusur idi.

Mesleğim gereği ülkemizin değerli yazarlarıyla düzenlenen programlarda tanışma ve buluşma imkanı bulabiliyorduk. İlber Ortaylı’yla da böyle bir ortamda tanışmış ve ilişkilerimiz sık olmasa da sürekliliğini sağlamayı başarmıştık.

Sultan II. Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi’nin kentin kültür yaşamına kazandırılmasının ardından Medrese bölümünün de müzeye dönüştürülmesi çalışmaları başlatılmıştı. Kurulan komisyon eliyle çalışmalar yürütülmekteydi. Dönemin rektör yardımcısı Prof.Dr.Beyhan Karamanlıoğlu’nun başkanlığında oluşan kurulda önderimiz rahmetli Dr.Ratip Kazancıgil idi. Elimizde bulunan Sultan II. Bayezid Külliyesi Vakıfnamesi de yaptığımız çalışmaları belgelendirdiğimiz önemli bir kaynaktı.

Komisyon üyelerinin her biri medrese bölümünün nasıl bir proje’nin uygulanmasına yönelik önerilerini yazarak komisyona teslim etmişti. Komisyonda yer alan her bir üye de bu konudaki görüş ve önerilerini projelendirerek komisyona sunmuştu. Sonunda proje vakıfname de belirtilen hususlar dikkate alınarak “Medresetü’l Etıbba (Tıp Medresesi)” olarak adlandırılan bölüm de geçmişi geleceğe taşıyan, yaşayan müze olarak düzenlenmesi kararlaştırılmıştı.

Ancak Ratip hoca bizim küçük toplantımızda bir öneri getirerek bunu komisyona sunmamızı tavsiyesinde bulunmuştu.;

-“Bizim yaptığımız bu projeyi konunun bir uzmanına onaylatmamız gerekiyor. Benim önerim sayın İlber Ortaylı’yı davet edelim ve bu projeyi yerinde kendisine anlatarak onun da fikir ve önerilerini alalım.” demişti.

İlber Ortaylı’nın davet edilmesi görevi de bana verilmişti. Kendisi o dönem aynı zamanda Topkapı Sarayı Müdürlüğü görevini yürütüyordu. Yaptığımız telefon görüşmesinde Topkapı Sarayı’na gelmemi, ancak özellikle erken gelmemi vurgulamıştı. Hoca’nın çok titiz olduğunu biliyordum.

Sabah erken saatte resmî araçla İstanbul’a doğru yola çıktım. O dönemde ben de Trakya Üniversitesi Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanı olarak görev yapıyordum.

Hocayı yolda aradığımda alt kapıdan giriş yapmamı söyledi. Topkapı Sarayı’na giriş yaptıktan sonra bir baktım ki hoca ve ekip arkadaşları koca çınarın altında oturuyorlar. Mesai arkadaşları o sabah özel bir kahvaltı hazırlamışlar. Bana erken gelmemi istemesinin sebebinin, benim de o kahvaltıya katılmamı sağlamak olduğunu böylece anlamış oldum. İstanbul Halk Kütüphanesi Müdüresi Sayın Ayten Şan hanımda aramıza katılmıştı. Bende yıllar sonra Ayten hanımla orada karşılaşmanın mutluluğunu yaşamıştım.

Kahvaltıda hem anılarını hem de çalışmalarını derin bilgisiyle öyle güzel anlatıyordu ki, o günün hiç bitmesini istememiştim. Aslında o gün Topkapı Sarayı’nın da önemli ziyaretçileri bulunuyordu. Bir toplantı için ülkemizde bulunan Cumhurbaşkanları sırayla Topkapı Sarayını ziyarete geliyordu. Ziyarete gelen Cumhurbaşkanı ve/veya diğer devlet görevlilerini büyük bir heyecan ve mutlulukla gezdiriyordu. Otururken görevliler bir Cumhurbaşkanının giriş yaptığını söyleyince hemen oturduğu sandalyeden hızla kalkıp, oturduğumuz yüksek yerden öyle bir atladı ki anlatamam. İşini büyük bir zevk ve heyecanla yapıyordu.

Biz daha sonra çalışma ofisine geçerek ben konuyu kendisine izah edince hemen davetimizi kabul etti. Tabi Edirne ile önemsediği bilgileri de kendisinden dinleyerek Edirne’ye geliş tarihi ve saatini belirlemiş olduk.

Belirlediğimiz gün  olan 19 Şubat 2007 Pazartesi günü sabahı Edirne’ye gelen Ortaylı’yı müze müdürü Sayın Enver Şengül alıp getirmişti. Biz kendisini komisyon olarak kapıda II. Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi girişinde karşıladık.

Rahmetli Dr.Ratip Kazancıgil’in çalışma ofisinde toplantı yaparak gerekli bilgileri kendisine özetledik. Ve ardından Medrese bölümüne geçerek yaptığımız projeyi yerinde kendisine anlatıldı. Proje değerli hocamız İlber Ortaylı’nın onayını almıştı. Çünkü proje geçmişi bugüne taşıyan “Yaşayan Müze” konsepti taşıyordu. Ratip hocanın en büyük hayali Külliye’nin tüm ünitelerini hayata geçirmekti. Onun için hoca bu düşüncesiyle Külliye’nin mutfaklar bölümünü de gezdirerek konu ile ilgili projesini anlatma fırsatı bulmuştu. Proje Ortaylı’nın da büyük ilgisini çekmiş ve uygun bir çalışma olduğunu vurgulamıştı.

Aslında biz bu gelişi fırsata çevirmek amacıyla dönemin Edirne Valisi Nusret Miroğlu tarafından Edirne Baro Başkanlığına verileceği belirtilen Adalet Kasrı’na da hocayı götürdük. Çünkü Adalet Kasrı Edirne Barosu tarafından “Adalet Müzesi”ne dönüştürülmesi projesi vardı. Biz bu komisyonda da yer aldığımız için hocayı orayı gezdirdik. Tabi gezdirirken Edirne’de bazı tarihçiler tarafından buranın Kanuni Sultan Süleyman döneminde kanunların yapıldığı ve dağıtıldığı yer olarak belirtildiğini de kendisine anlattık.

Hoca Adalet Kasrı merdivenlerini çıkarken birden durdu. Cihan padişahı Kanuni Sultan Süleyman bu merdivenlerden üst katta mı kanun yapıyor muş? Diyerek esprili bir şekilde izah etmeye başladı. Havuzlu odaya çıktığımızda buranın bir su dağıtım merkezi, Su terazisi olduğunu belirterek son noktayı koydu. Rektörlük ziyaretinin ardından hocamızı ağırlayarak yolcu ettik.

Daha sonraki süreçte Edirne Kitap Fuarına davet etmek için görüşme yaptık ancak bir türlü programı uygun olamadı. Ama Edirne’ye değişik programlarda gelerek Edirne halkıyla buluştu.

Değişik etkinliklerle toplumla buluşarak halkımıza yaşamı boyunca edinmiş olduğu bilgileri paylaşmayı seviyordu. Gerek televizyon programlarında gerekse yazdığı kitaplarıyla ve söyleşileriyle bunu gerçekleştirmiş olmanın mutluluğunu yaşıyordu.

Ülkemizde az yetişen böylesi değerli bilim insanlarının ne yazık ki ne yaşarken ne de vefat ettikten sonra değerini tam olarak bilebiliyoruz. Şunu çoğu zaman unutuyoruz: Yaşayan her birey, hataları ve doğrularıyla hayatında iz bırakır ve farklılıklar yaratır. İlber hocamız da elbette hepimizin görüşlerini yansıtmak zorunda değildir; bizler gibi düşünmeyebilir ya da aynı siyasi düşünceyi paylaşmayabilir. Ancak bir bilim insanını değerlendirirken onun kişisel görüşlerinden ziyade, ilme, kültüre ve topluma yaptığı katkıları görmek ve hakkını teslim etmek gerekir.

Böylesi kıymetli isimlerin sağlığında onların birikiminden daha fazla istifade edebilmek, aslında hepimizin ortak sorumluluğudur.

Allah Rahmet Eylesin. Mekanı cennet olsun.

Bu gönderiyi paylaş

Facebook Twitter LinkedIn E-posta Naber

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


ReCAPTCHA doğrulama süresi sona erdi. Lütfen sayfayı yeniden yükleyin.

Son Yazılar

  • TARİHE TANIKLIK EDEN ÇINAR ALTINDA İLBER ORTAYLI İLE BİR SABAH
  • Edirne’nin Hafızasında Kadınların Tarihe Yazdığı İzler
  • KIRKPINAR’DA HAFIZA, KİMLİK VE ER MEYDANI
  • RAMAZAN’IN EN KÖKLÜ GELENEĞİ, HELVA SOHBETLERİ
  • EDİRNE’NİN KÜLTÜR YAŞAMINDA “RAMAZAN”

Son yorumlar

  • YAĞLI GÜREŞ VE KIRKPINAR YAĞLI GÜREŞLERİNDE GELENEKSELLİĞİN KORUNMASI VE SORUMLULUĞU PANELİ AÇIŞ KONUŞMASI – ENDER BİLAR için Hakan TUNA
  • CUMHURİYETİN 102. YILINDA CUMHURİYET KÜLTÜRÜ için Volkan
  • EDİRNE’NİN ŞEHİR TARİHİNDE YAŞANILAN DEPREMLER için Gerçekten Unutmadık mı? - Ender Bilar - Kişisel Web Sitesi
  • YAŞAYAN EFSANE KIRKPINAR’IN UNUTULAN DEĞERLERİ için Hakan Subaşı
  • EDİRNE’NİN ŞEHİR TARİHİNDE YAŞANILAN DEPREMLER için EDİRNE DEPREM İÇİN GÜVENLİ LİMAN MI? - Ender Bilar - Kişisel Web Sitesi

Sosyal Medya

Facebook Twitter Instagram Linkedin

Kategoriler

  • Blog Yazıları
  • Basından
  • Videolar
  • Kitapları
  • Makaleleri
  • Fotoğraflar
  • Bildileri
  • Ödül ve Başarılar
  • Projeleri
  • Genel

  • Hayatı
  • Yayınları
  • Projeleri
  • Fotoğraf ve Videolar
  • Aldığı Görevler
  • Basından
  • Ödül ve Başarılar
  • İletişim ve Linkler

Enderbilar.com © Copyright 2021. Tüm Hakları Saklıdır.